Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Medya Oscarları Ödül Töreni’nde konuştu

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Sheraton Otel’de düzenlenen Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği 2017 Yılı Medya Oscarları Ödül Töreni’nde konuştu.

Erdoğan, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmada, bu yıl ödül alacak medya mensuplarını tebrik etti. 1979’dan beri bu ödülleri veren derneği, sektörü kucaklayan istikrarlı çalışmaları sebebiyle tebrik eden Erdoğan, radyo ve televizyon kuruluşlarında görev yapanlara çalışmalarında başarılar diledi, geride bırakılan Kurban Bayramı’nı bir kez daha kutladı.

Erdoğan, bu sektörde ebediyete irtihal edenlere Allah’tan rahmet diledi.

“GAZETECİLİK MESLEĞİ KÖKLÜ VE ÖNEMLİ BİR İŞ”

Haberleşmenin insanlıkla birlikte ortaya çıkmış ve günümüze kadar kesintisiz şekilde farklı biçimlerle gelmiş bir ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Bu ihtiyaç güvercinden dumana, atlı ve yaya ulaklardan, geçmişi milattan önceye kadar uzanan yazılı dokümanlara kadar pek çok yöntemle karşılanmaya çalışılmıştır. Matbaanın keşfiyle birlikte bu alanda yeni bir dönem açılmıştır. Daha önce el yazması veya tahta harflerle sınırlı sayıda çoğaltılan eserler, matbaanın icadıyla çok sayıda ve uygun maliyetlerle üretilmeye başlanmıştır.” diye konuştu.

Haberleşmede çığır açan bir başka dönüm noktasının da radyo ve televizyonun keşfedilmesi olduğuna işaret eden Erdoğan, “Radyo ve televizyon yayıncılığı her geçen yıl büyük gelişmeler göstererek günümüze kadar gelmiştir.  Bu arada haberleşmede bir başka dönüm noktası icadı olan interneti de özellikle zikretmemiz gerekiyor. Temelleri 1960’larda atılan, ülkemizde de 1990’lı yıllardan beri günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen iletişim aracı, sosyal medya ve diğer işlevleriyle hala gelişmeye devam ediyor. Bu kısa medya tarihini sizlere hatırlatmamın sebebi gazetecilik mesleğinin ne derece köklü ve önemli bir iş olduğunun altını çizmektir.” değerlendirmesinde bulundu.

“ZAMAN KAZANDIRICI YÖNÜ YANINDA KONTROL EDİCİ TARAFLARI DA TARTIŞILIYOR”

Matbaa, radyo, televizyon, internet derken, bugün gelinen noktada medya araçlarının olmadığı bir hayatı neredeyse tahayyül edemez hale gelindiğine dikkati çeken Erdoğan şöyle devam etti:

“Medyanın hayatımıza bu kadar girmesiyle birlikte kolaylaştırıcı ve zaman kazandırıcı pek çok yönü yanında kontrol edici ve yönlendirici tarafları da tartışılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede küresel köy, eşik bekçiliği, suskunluk sarmalı, enformasyon toplumu gibi pek çok teori geliştirilmiştir. Bugün baktığımızda, haberlerden sinemaya eğlence programlarından çizgi filmlere kadar medya içeriğinin önemli bölümünün belli odakların tekelinde olduğunu görüyoruz. Medyanın tekelleşmesi, giyim kuşamın, mimarinin, yeme içme alışkanlıklarının daha pek çok bireysel ve toplumsal davranışın da tek düze haline gelmesine yol açıyor. Görevimiz gereği dünyada ayak basmadık ülke neredeyse bırakmadık. Gittiğimiz her yerde aşağı yukarı aynı kıyafetleri giymiş insanlar, aynı mimariyle inşa edilmiş şehirler, aynı eşyalarla donatılmış mekanlar görüyoruz. Ziyaret ettiğimiz ülkelerin yerel unsurları sadece otantik gösteriler ve sergiler olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin de bu tek düzeliğin dışında olmadığını üzülerek ifade etmek isterim.”

AK Parti iktidarları döneminde kişisel gayretiyle ilhamını kendi tarihinden, medeniyetinden alan bir mimari anlayışı geliştirmek için çok çalıştıklarını anlatan Erdoğan, “Medyada da böyle bir yaklaşımla üretilmiş eserlerin, yer alması konusunda ciddi çaba gösterdik.” şeklinde konuştu.

Yapılan güzel işlerin de varlığına işaret eden Erdoğan şunları kaydetti:

“Ama hala tüm dünyayı kuşatan kısırlığın dışına çıkamadığımız da bir gerçektir. Medyadan başlayıp, günlük hayatımızın her alanına kadar bu süreci siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal pek çok sebebi olduğunu biliyoruz. Bizim 40 yıllık siyasi hayatımızdaki tecrübelerimizden çıkardığımız sonuç şudur; şayet ülke ve millet olarak güçlüyseniz, kendi özgürlüğünüzü koruma şansına sahipsiniz. Böyle bir gücünüz yoksa ya kendinizi dünyadan tecrit edeceksiniz ki artık böyle örnekler pek kalmadı ya küresel düzene tabi olacaksınız. Bizim yöntemimiz daha farklı. Biz ne tabi olmayı ne tecrit olmayı tercih ettik. Bizim tercihimiz güçlü hale gelmekten yana oldu. Bunun için geçtiğimiz 16 yılda Türkiye’yi 3,5 kat büyüttük, geliştirdik, zenginleştirdik. Bunun için ülkemizi her alanda kendi ayakları üzerinde durur hale getirmeye çalıştık. Bunun için 81 vilayetimizin tamamının ve 81 milyon vatandaşımızın her birinin ülkemizin zenginliğinden pay alabilmesini sağlamaya gayret ettik. Bunun için vesayet odaklarından darbecilere, siyasi madrabazlardan ekonomik tetikçilere kadar herkesin karşısında milletimizle birlikte dimdik durduk. Bunun için her alanda yerli ve milli vurgusu yaptık, yapmaya devam ediyoruz.”

Sadece 15 Temmuz mücadelesinin bile millet olarak bu yöndeki kararlılığın en somut örneği olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Açık konuşmak gerekirse İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğumuz günden itibaren bize en çok saldıranların, bizi en çok linç etmeye çalışanların başında kusura bakmayın medya geliyor. Ana akım medya ülkemizde eskiden beri vesayetçilerle darbecilerle mandacılarla birlikte hareket etmiştir. Milletin yanında durmak yerine marjinallerin safında yer almayı maharet sanan medyaya karşı da çok büyük mücadeleler verdik.” dedi.

“KÖŞELERİNİ KURŞUN GİBİ KULLANAN KALEMŞÖRLERLE ÇARPIŞA ÇARPIŞA BUGÜNLERE GELDİK”

Erdoğan, “Bir şairimizden esinlenerek söylediğim gibi biz her biri top güllesi niyetiyle atılan manşetlerle köşelerini kurşun gibi kullanan kalemşörlerle çarpışa çarpışa bugünlere geldik.” yorumunu yaptı.

Hukuka da vicdana da ahlaka da sığmayacak bir mahkeme kararıyla mahkum edildiğinde, kendisi için atılan “Muhtar bile olamaz” manşetlerini unutmadığını dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

“Şahsımız, hükümetimiz, partimiz aleyhine yazılan, çizilen, atılan iftiraların, yapılan çarpıtmaların haddi hesabı yoktur. Gezi ihanetini ‘sosyal tepki’, 17-25 Aralık emniyet yargı darbe girişimini ‘hukuka saygı’, çukur eylemlerini ‘sivil direniş’, 15 Temmuz’u ‘tiyatro’ olarak göstermeye çalışanlar, operasyonlarını hep medya üzerinden yürüttüler. Teröristlere güzellemeler yapan, milleti aşağılayan, hor gören, hakir gören bir zihniyet yıllarca medyada baş tacı edildi. Millete ‘göbeğini kaşıyan adam’ , ‘bidon kafalı’, ‘koyun’ diyerek ve daha nice ifadelerle en ağır hakaretleri yapanlar hep kusura bakmayın medya mensupları değil miydi?”

Erdoğan, Sheraton Otel’de düzenlenen Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği 2017 Yılı Medya Oscarları Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, medyaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin geçirdiği büyük değişimden medyanın da nasibini aldığını belirten Erdoğan, “Bugün artık eskisine göre hakikatlere daha saygılı, haberlerinde, yayınlarında daha dengeli bir medyamız olduğuna inanıyorum.” diye konuştu.

Ödül töreni vesilesiyle birlikte olunan Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği’nin de bu dönüşüme önemli katkıları olduğunu düşündüğünü dile getiren Erdoğan, bir kez daha dernek yönetimini ve üyelerini tebrik etti.

Erdoğan, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın tarihin her döneminde cazip bir yer olduğunu, neredeyse insanlık tarihiyle eşit bir geçmişi olan bu coğrafyaya sahip olabilmek için toplumların nice büyük fedakarlıkları göze aldığını anlattı.

Geçen Pazar günü Malazgirt’te, bundan öncesinde Ahlat’ta, Anadolu’yu yurt haline getiren zaferin sahibi olan ecdadı coşkuyla andıklarını anımsatan Erdoğan, “Bundan sonra hem Ahlat’ta, çünkü orada bir cumhurbaşkanlığı köşkü butik de olsa yapacağız. Sayın Bahçeli’nin de öyle bir ricası oldu. İnşallah, onu kısa zamanda yetiştireceğiz. Önce Ahlat, çünkü Sultan Alparslan otağını orada kurmuştu. Biz de otağımızı orada kurup orada Malazgirt’e geçeceğiz. Tarih, ibret alınırsa tekerrür etmez ve biz bunu yaşayacağız, yaşatacağız. Bundan sonra hem Ahlat’ta hem Malazgirt’te ecdadın hatırasını yaşatmaya devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu.

“TERÖR ÖRGÜTLERİ VASITASIYLA DIŞARDAN TAZZİKE BAŞLADILAR”

Bin yıldır acısıyla, tatlısıyla sahip olunan bu coğrafyaya çok daha sıkı sahip çıkılması gereken bir dönemden geçildiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Ülke ve millet olarak son 150-200 yıldır sürekli savunmada kalmak, sürekli gerilemek mecburiyetinde kaldık. Her biri canımızdan birer parça olan nice vatan topraklarını gözü yaşlı, kalbi kırık bir şekilde geride bıraktık. Bugün kadim coğrafyamızın hangi köşesine gitsek, bizi anlatan eserler, hatıralar, izler bulmaya devam ediyoruz. Tavsiye ediyorum, Ahlat’a muhakkak gidin ve 8 bini aşkın o kabristandaki kabirleri görmek, inanıyorum ki sizlere ayrı bir cesaret verecektir. Orada bambaşka bir tarih var.

Bunun için diyoruz ki Türkiye, mevcut fiziki sınırlarından ibaret bir ülke değildir. Aynı şekilde Türk milletini de bu sınırlar içinde yaşayanlardan ibaret göremeyiz. Bu ülkenin ve milletin gerisinde koskoca bir medeniyet, koskoca bir tarih, koskoca bir birikim vardır. Ülkemizin sınırları başkadır ama gönlümüzün sınırları bambaşkadır. Bunun için biz ülkemizin sınırları içinde vatandaşlarımıza en iyi, en güzel, en ileri hizmetleri sunmakla kalmıyor, her fırsatta gönül sınırlarımız içindeki kardeşlerimizle de kucaklaşmaya önem veriyoruz.”

Erdoğan, 1 Eylül’de Kırgızistan’a giderek Türk Cumhuriyetleri temsilcileriyle üç boyunca bir araya geleceklerini ve toplantılar yapacaklarını anlattı. Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’nin bu onurlu ve kapsamlı politikası, birilerini rahatsız ediyor. Geçtiğimiz 5 yılda ülkemizin üzerine bu kadar çok gelinmesinin sebebi işte budur. Farklı toplum kesimlerini tahrik edip ülkemizi iç kargaşaya sürükleyemeyince bu defa terör örgütleri vasıtasıyla dışardan tazzike başladılar. Yaptığımız sınır ötesi operasyonlarımızla bu projeyi de akamete uğrattık.

Şimdi ekonomi üzerinden bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Türkiye’nin ekonomide çözmesi gereken yapısal sorunları elbette mevcuttur. Biz bunları zaten biliyor ve çözmek için çalışıyoruz. Ancak, bunların hiçbiri son zamanlarda yaşadığımız hadiseleri açıklamaya yeterli olamaz. Nitekim, birileri ülkemizi ekonomi üzerinden köşeye sıkıştırmaya çalıştıklarını açıkça da ifade etmekte çekinmiyorlar. İnşallah biz bu dalgayı da atlatacağız. Altyapımız, bunu atlatmaya zaten inanıyorum ki kabiliyetlidir, o gücü de vardır. Gerek ekonomi yönetimimiz, gerek devletimizin diğer kurumları ihtiyaç duyulan tedbirleri alıyorlar, alıyoruz.”

“BİZİ BU TEHDİTLERLE YILDIRMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, milletin elindeki kaynakların seferber edildiğini, yurt dışındaki dostların da çok ciddi rakamlarla mücadeleye destek vermeye başladıklarını söyledi.

Bu sürecin hem ekonomik hem de siyasi bakımdan yeni bir sıçrama dönemine girişine vesile olacağına inandığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin, alternatifsiz olmadığını herkes görecek. Biz tüm ilişkilerimizi tek taraflı kazanma değil, birlikte kazanma üzerine kuran bir ülkeyiz. Türkiye’yle birlikte hareket etmenin herkes için karşı bir tercih olduğunu bugüne kadar beraber çalıştığımız herkese gösterdik ancak NATO’da birlikte stratejik ortak olduğumuz bir ülkenin, kalkıp da Türkiye gibi NATO içerisinde, ilk üçün içerisinde yer alan bir stratejik ortağına bu şekilde yaklaşımlarda bulunmasını hiçbir cümle ifade edemez.

Şunu çok açık, net söylüyorum, bize böyle tehditlerle, bize ileri geri ifadelerle geri adım attırmak mümkün değil. Biz, öyle bir tarihin varisleriyiz ki bizi bu tehditlerle yıldırmak mümkün değildir. Demek ki onlar bu milleti tanımadılar ama tanıyacaklar. Biz bir ölürüz, bin diriliriz, yapımız bu, karakterimiz de bu. Vatandaşlarımız ve yüzlerce milyon dostumuzla, kardeşimizle birlikte aydınlık bir geleceğe doğru yürüdüğümüzden en küçük bir şüphemiz yoktur.”

Doğru bir yolda ilerlediklerine olan inancını dile getiren Erdoğan, hedefsiz bir ülkenin pusulasız bir gemi gibi olduğuna ve ne tarafa gideceğini bilemeyeceğine işaret etti.

Türkiye’nin çok net hedeflere sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, 2023 vizyonunu ilan ettikleri 2011 yılından bu güne aynı rotada yürümeyi sürdürdüklerini vurguladı.

Kısa ve orta vadede 2023 hedeflerine sıkı sıkıya sahip çıktıklarını belirterek, “Hayata geçirdiğimiz her proje, başlattığımız her program, inşa ettiğimiz her eser bizi 2023 hedeflerimize bir adım daha yaklaştırmaya yöneliktir. İnanmak, başarmanın yarısıdır. Biz 2023 hedeflerimize ulaşacağımıza yürekten inanıyoruz, sadece bununla da kalmıyor, sonraki nesillere de 2053 ve 2071 vizyonlarımızı emanet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, gençlere ve çocuklara 16 yılda kurdukları bu altyapı üzerinde hayallerini gerçekleştirecekleri bir Türkiye bıraktıklarını vurgulayarak, “Umutsuzluğu küfürle eşdeğer gören bir kültüre mensubuz. Hiç kimse milletimizin içini karartacak, şevkini kıracak, kafasında ve gönlünde şüphe uyandıracak yollara boşu boşuna tevessül etmesin. Türkiye’nin girdiği her mücadeleden sadece ayakta değil aynı zamanda kazançlı bir şekilde çıkmasından başkaları rahatsız olabilir ama bu ülkenin hiçbir ferdi, hiçbir kuruluşu böyle bir hakka sahip değildir.” diye konuştu.

Bu memleketin havasını teneffüs edip, ekmeğini yiyip, suyunu içip, tüm imkanlardan en üst düzey faydalanıp, Türkiye’nin yüzüstü yere kapaklanmasını heyecanla bekleyenler olduğunu gördükleri değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Milletimize ve onun temsilcisi olarak gördükleri, şahsımıza karşı duydukları husumeti, ülkenin felaketini dileyecek kadar ileri götürenler bulunduğuna şahit oluyoruz. Medyanın da bilerek veya bilmeyerek bu alçaklığa aracılık etmesinden doğrusu üzüntü duyuyoruz. Batı ülkeleri başta olmak üzere dünyanın her yerinde medya kuruluşları faaliyet gösterdikleri devletlerin ve toplumların ortak çıkarlarını gözetirler, bu anlayış medyanın yazılı olmayan kuralıdır.

Kendi ülkesine ve toplumuna karşı husumet içine giren kişiler ve kuruluşlar her yerde olduğu gibi medyada da dışlanır, mecrasız bırakılırlar. Türkiye’nin de bu olgunluğa, bu sorumluluk düzeyine ulaşması şarttır. Son dönemde bu doğrultuda önemli bir mesafe katetmiş olmakla birlikte daha gitmemiz gereken çok yol olduğu da ortadadır.”

Salonda bulunanlardan Türkiye’nin medyadaki bu dönüşümüne öncülük etmelerini ve katkıda bulunmalarını beklediğini bildiren Erdoğan, “Sizden bu kararlılığı, bu inancı görüyorum.” dedi.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği’nin 2017 yılı Medya Oskarlarına layık görülen medya mensuplarını tebrik ederek, başarılar diledi.

Törene, ayrıca Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Genel Başkan Yardımcıları Jülide Sarıeroğlu ve Hayati Yazıcı da katıldı.

Program, Radyo Televizyon Gazetecileri Derneğini anlatan kısa film ile başladı.

Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği Başkanı Şebnem Bursalı, derneğin “Sporla kal Güvende Kal” projesine destek veren İçişleri Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığına teşekkür ederek, bu projenin cumhurbaşkanlığı himayesinde devam etmesi talebinde bulundu.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, hitabının ardından törende ödül alanlara ödüllerini takdim etti.

Previous ArticleSONRAKİ HABER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kıbrıs Barış Harekatı’nın 45. yılı nedeniyle KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’ya kutlama mesajı gönderdi.

Kıbrıs Türkü’nü barış ve özgürlüğe kavuşturan 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’nın 45’inci yıldönümünde, Türk Milleti ve şahsım adına Kıbrıs Türk Halkı’nın Barış ve Özgürlük Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutlarım.

Türkiye, Barış Harekâtı’nı, Kıbrıs Adasının eşit sahiplerinden biri olan Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını korumak amacıyla gerçekleştirmiştir. Bu konudaki kararlılığımızı tüm dünya bugün de görmektedir.

Kıbrıs’ı kendi vatanından ayrı tutmayan kahraman Türk ordusunun, Kıbrıs Türkü’nün canı ve güvenliği sözkonusu olduğunda, 45 yıl önce attığı adımı gerekmesi halinde yine atmakta tereddüt etmeyeceğinden kimse şüphe duymamalıdır.

Barış Harekâtı 20 Temmuz 1974’te, uluslararası hukuka uygun bir biçimde, diplomasinin tüm yolları tüketildikten sonra gerçekleştirilmiştir. Kıbrıs meselesinde uluslararası meşruiyet, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da temel ilkelerimizin başında gelecektir.

Kıbrıs’ta olası bir çözüm, ancak Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliğinin teminat altına alındığı, güvenlik kaygılarının karşılandığı koşullarda gerçekleşecektir. Ada’daki gerçeklerin gereği olan bu hedeften hiçbir koşulda vazgeçilmeyecektir. Türkiye, her halükârda Kıbrıs Türkü’nün refahının, güvenliğinin ve geleceğinin garantisi olmaya devam edecektir.

Ada’nın ve bölgenin zenginliklerinin sadece kendilerine ait olduğunu zannedenler, bugün olduğu gibi gelecekte de, karşılarında Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kararlılığını bulacaklardır. Bu minvalde Türkiye, Ada’da adil ve kalıcı çözümün sağlanması için, Doğu Akdeniz’de gerginliğin değil, barışın hüküm sürmesi için tüm imkânlarını kullanacaktır.

Ekselansları Sayın Mustafa AKINCI

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki dayanışmanın, Türk halkı ile Kıbrıs Türk halkının karşılıklı bağlılığının gücünü sorgulayanlar, ne kadar büyük bir yanılgı içinde olduklarını acı tecrübelerle anlamışlardır. Kıbrıs Türkü, Büyük Türk Milletinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu gerçeği değiştirme hayali içinde olanlar beyhude bir amaç uğruna çabaladıklarını er ya da geç fark edeceklerdir.

Bu duygu ve düşüncelerle, milli davamız uğruna canlarını veren aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi şükran ve saygıyla yâd ediyor, Kıbrıs Türk Halkı’na barış, huzur ve mutluluklar temenni ediyorum..

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Türkiye, dün olduğu gibi bugün de şehit ve gazilerinin fedakârlıkları sayesinde dimdik ayaktadır”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Emniyet Müdürlüğü yeni binası açılış törenine katılarak vatandaşlara hitap etti.

“ÖZEL HAREKÂTÇILARIMIZ, YETİŞEBİLDİKLERİ HER YERDE DARBECİLERE KÖK SÖKTÜRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz FETÖ’nün darbe teşebbüsü sırasında Ankara Emniyet Müdürlüğü hizmet binasının zarar gördüğünü anımsatarak polis teşkilatının 15 Temmuz gecesi vatandaşlarla sırt sırta vererek âdeta tarih yazdığını söyledi.

Polislerin FETÖ’cülerin işgal ettiği yerleri kısa sürede kurtararak darbenin bastırılmasında büyük başarı elde ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özel Harekâtçılarımız, yetişebildikleri her yerde darbecilere kök söktürdüler” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz 2016 gecesi polislerin aslanlar gibi mücadele ettiğinin altını çizerek, “Az önce kendisini dinledik, soyadı Aslan, Turgut Aslan kardeşimiz, bu mücadelede önde gelenlerden bir tanesi oldu. Kendisini buradan dinlerken hâlâ yüreğinden gelen ifadeleri de duydunuz. İşte bizim polisimiz bu. Kendilerine bir kez daha yürekten şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu akşam İstanbul’da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Atatürk Havalimanı’ndaki etkinliklere katılacağını bildirerek Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nin açılışını yapacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çemberlitaş’ta, Çengelköy’de ve diğer yerlerde canlarını hiçe sayan emniyet güçlerimizi de tebrik ediyorum. Özellikle o gece burada, Ankara Emniyet Müdürlüğünde, FETÖ’cülerin her türlü ihanetine, saldırısına direnen tüm yiğitlere ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum” ifadesini kullandı.

“BU GÜZEL BİNA ÖNCELİKLE SİZLERİN FEDAKÂRLIĞININ BİR TİMSALİDİR”

15 Temmuz gecesi darbecilerin hedef tahtasına koyduğu kurumlardan ilkinin emniyet teşkilatı olduğunu belirterek Gölbaşı’ndaki Özel Harekât Başkanlığı ile Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün gece boyu FETÖ’cülerin saldırılarına maruz kaldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ortaya çıkan her görüntü, darbecilerin yok ettiklerini sandıkları her kayıt, o gece burada yaşanan vahşetin boyutlarını bizlere tekrar hatırlatıyor. Bu hainlerin gözlerini, kendi insanına, kendi meslektaşlarına karşı, ‘Vurun, öldürün, acımayın, üzerine sıkın’ diyecek kadar kin bürümüştür. Acımasızca şehit ettikleri şehitleri yerde sürükleyecek, bir de utanmadan onların fotoğraflarını çekecek kadar insanlıktan çıkmışlardı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’cülerin bu kin ve nefretinden Ankara Emniyetimiz de maalesef nasibini aldı. Tanklarla kuşatılan, helikopterlerle taranan, uçakla bombalanan bu bina, oluşan tahribat nedeniyle artık kullanılamaz hâle gelmişti. Ne yaptılar? Sakalımızı kestiler ama kesilen sakal çok daha gür bitti; biz ise onların kollarını kestik, kolay kolay bir daha ayağa kalkamayacaklar. Yeter ki bir olalım, iri olalım, diri olalım, beraber olalım, kardeş olalım, bu işi bitiririz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’un ardından daha modern, donamlı bir hizmet binası için çalışmalara başladıklarını ifade ederek Gölbaşı’ndaki Özel Harekât Başkanlığı binasının da yenilendiğini söyledi.

Ankara’nın bir Selçuklu şehri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle Selçuklu mimarisinin Ankara Emniyet Müdürlüğü binasında hâkim kılındığını, binanın aynı zamanda akıllı bina özelliği taşıdığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu güzel bina öncelikle sizlerin fedakârlığının bir timsalidir. Bu bina, aynı zamanda polisiyle, istihbaratçısıyla, askeriyle, siviliyle 15 Temmuz gecesi FETÖ’cülere karşı verdiğimiz destansı mücadelenin de sembolüdür. Ankara Emniyet Müdürlüğümüz inşallah bu eserin ruhuna ve temsil ettiği değerlere uygun şekilde insanımıza hizmet etmeyi sürdürecektir. Türk demokrasisinin kazanımlarına gerektiğinde canı pahasına sahip çıkan kurumlarımız olduğu müddetçe Allah’ın izniyle hiç kimse bu millete diz çöktüremeyecektir. Milletine ve devletine bağlı askerlerimiz, polislerimiz, istihbaratçılarımız olduğu sürece hiçbir güç bir daha asla 15 Temmuz benzeri işgal girişimlerine teşebbüs edemeyecektir” ifadelerini kullandı.

“DÜNYANIN 34 FARKLI ÜLKESİNDE 78 ŞEHİTLİĞE SAHİP BİR MİLLETİN FERDİ OLMAKTAN DAİMA GURUR DUYDUK”

15 Temmuz gecesi 63’ü polis, beşi asker, 183’ü sivil olmak üzere toplam 251 vatandaşın şehit olduğunu, sadece Ankara Emniyet Müdürlüğü çevresinde 10 kişinin şehit düştüğünü sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere bir kez daha Allah’tan rahmet diledi.

Bakara Suresi’ndeki “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, onlar diridirler, ancak siz bunu bilemezsiniz” şeklindeki ayeti okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizler şehitlerinin hay, yani canlı olduklarına inanan bir dinin mensuplarıyız. Biz şehitleriyle yaşayan, şehitleriyle var olan bir milletiz. Dünyanın 34 farklı ülkesinde 78 şehitliğe sahip bir milletin ferdi olmaktan daima gurur duyduk, gurur duyuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu bize aziz şehitlerimizin mübarek kanlarıyla vatan kılınmıştır. Üzerinde özgürce nefes aldığımız, yaşadığımız, hayatımızı sürdürdüğümüz bu topraklar bize şehit ve gazilerimizin emanetidir. Her karışında bir aslanın yattığı bu topraklar aynı zamanda dünyanın en büyük şehitliğidir. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de şehit ve gazilerinin fedakârlıkları sayesinde dimdik ayaktadır” diye konuştu.

“82 MİLYONUN TAMAMININ ŞEHİT VE GAZİLERİMİZE VEFA BORCU VARDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 82 milyon Türkiye vatandaşının tamamının şehit ve gazilere can borcu, minnet borcu, vefa borcu bulunduğunu ve bu borcu maddiyatla ödemenin mümkün olmadığını dile getirerek, şöyle konuştu: “Hiçbir maddi imkân şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının karşılığı olamaz. Bu borcu ancak bir nebze de olsa şehitlerimizin uğruna canlarını feda ettikleri mukaddes değerlere sahip çıkarak ödeyebiliriz. Onların çarpıştıkları, hatta ölümü göze aldıkları vatan, millet, bayrak, ezan gibi ortak hasletlerimizi yücelterek ruhlarını şad edebiliriz. Biz de çalışmalarımızı işte bu hassasiyetle yürütüyoruz. Ülkemizi ekonomide, güvenlikte, savunma sanayiinde, dış politikada çok daha ileriye taşıyacak adımları atıyoruz. İşte şu anda S-400’lerimizi almaya başladık. Alamazlar dediler, onları bir yerlere yerleştiremez dediler, almanız doğru olmaz dediler ve bugün itibariyle sekizinci uçak da geldi, o da evet içindekileri boşaltmaya başladı. İnşallah Nisan 2020’de son noktayı koyuyoruz. Ve bununla birlikte hava savunma sistemlerimizde dünyada sayılı ülkelerden biri hâline geliyoruz. Şimdi hedef, ortak üretimi Rusya ile beraber yapmak; bunu yapacağız, daha ileri gideceğiz.”

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile millî iradenin önündeki engelleri kaldırarak Türkiye’yi demokrasi liginde zirveye taşımanın mücadelesini verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, liyakat, ehliyet ve adalet ilkelerine göre millete ve memlekete sadakat çerçevesinde devletin kurumlarını yeniden yapılandırdıklarının altını çizdi.

“EMNİYET TEŞKİLATIMIZ 15 TEMMUZ ÖNCESİNDEN DAHA GÜÇLÜ BİR KONUMA GELMİŞTİR”

Devleti ve milleti, bünyesine sızmış FETÖ’cü teröristlerden arındırma sürecini 17-25 Aralık girişiminin hemen ardından başlattıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birileri o günlerde FETÖ’nun paçavraları önünde nöbet tutarken, grup kürsülerini FETÖ’nün propaganda aracı hâline getirirken biz meydan meydan FETÖ’nün ipliğini pazara çıkarıyorduk” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden önce emniyet ve yargı teşkilatı içinde FETÖ ile mücadele noktasında önemli adımlar attıklarına dikkati çekerek, Polis Akademisi gibi bir dönem âdeta FETÖ’nün militan yuvası hâline dönüşmüş kurumları aslına uygun şekilde yeniden yapılandırdıklarını, FETÖ’cülerin gizli haberleşme araçlarını kullanan şahısları tespit ederek bu kişilerin emniyet teşkilatıyla bağlantılarını kestiklerini kaydetti.

Emniyet teşkilatından 30 bin 714 FETÖ’cünün ihraç edildiğini, bin 801 kişinin de görevden uzaklaştırıldığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’cülerin temizlenmesiyle ortaya bir boşluk çıkmaması için de gereken tedbirlerin süratle alındığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, boşluk oluşturulmaması için 2017 yılında 2 bin 854 komiser yardımcısı ve 21 bin 846 polis memuru, 2018 yılında 3 bin 26 komiser yardımcısı ve 25 bin 373 polis memuru, 2019 yılında ise 2 bin 500 polis memurunun göreve başladığını, ayrıca 19 bin 538 çarşı ve mahalle bekçisinin vazife başı yaptığını açıkladı.

“Emniyet Teşkilatımız sadece iç disiplin ve görev bilinci bakımından değil personel sayısı itibariyle de 15 Temmuz öncesinden daha güçlü bir konuma gelmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir Müslüman bir kez ısırıldığı delikten ikinci defa ısırılmaz. Şunu samimiyetle söylüyorum, birileri bunu istismar edebilir: Bizim de geçmiş itibariyle bunlara karşı eksiklerimiz, hatalarımız olmuş olabilir, yine söylüyorum. Ama o delikten bir kez daha sokulmamayı 2010 itibariyle ortaya koyduk ve gereğini de yaptık, yapıyoruz. Basiret ve feraset sahibi olmak, aynı hataları tekrarlamamayı gerektirir” diye konuştu.

“KUŞATICI, KUCAKLAYICI BİR SİSTEMİ ÜLKEMİZE KAZANDIRMANIN GAYRETİNDEYİZ”

Asıl sorumluluklarının FETÖ’yü doğuran ve besleyen ekosistemi yok etmek olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şüphesiz bunun yolu da; şeffaflıktan, ehliyet ve liyakate dayalı bir sistemi inşa etmekten geçiyor. Maalesef ülkemiz geçmişte ayrımcılığın hüküm sürdüğü, bazı kurumların kapılarının toplumumuzun ekseriyetine kapatıldığı dönemler yaşamıştır. Belli bir hayat tarzına, belli bir ideolojiye, dış görünüşe sahip olmayan vatandaşlarımız sırf bu farklılıklarından dolayı ötelenmiş, dışlanmıştır. Kimi yerlerde âdeta kurumsal bir kimlik kazanan bu ayrımcılık, FETÖ’ye de istismar edeceği mümbit bir zemin sunmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adalet, liyakat, hukuk ve demokrasi sütunları üzerinde yükselen bir yapıyı çökertebilecek hiçbir sinsi güç yoktur. Biz de bu anlayışla devletle millet arasındaki bağları yeniden tahkim ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’ni sadece belli kesimlerin değil 82 milyonun her bir ferdinin sahipleneceği bir devlet hâline getirmeye çalışıyoruz. Hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış, ötekileşmiş hissetmeyeceği, kuşatıcı, kucaklayıcı bir sistemi ülkemize kazandırmanın gayretindeyiz. Millî iradeyi esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi bu bakımdan siyasi tarihimiz boyunca bu yönde atılmış en büyük adımdır” açıklamasında bulundu.

“GEREKTİĞİNDE CANLARINIZ PAHASINA BU ÜLKENİN BİRLİĞİNİ, BAĞIMSIZLIĞINI KORUMAKLA MÜKELLEFSİNİZ”

Emniyet mensuplarına seslenerek, “Sizler, Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin polislerisiniz. Sizler, gerektiğinde canlarınız pahasına bu ülkenin birliğini, beraberliğini, bağımsızlığını, huzurunu korumakla mükellefsiniz. Sizler ve bizler hep birlikte tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyerek geleceğe yürüyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görevinizi yaparken arkanızda devletin ve milletin, elbette bunların temsilcisi olan Cumhurbaşkanının bulunduğunu lütfen unutmayınız” hatırlatmasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görev başında bulunan tüm polislere teşekkür ederek Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasının hayırlı olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşleyen’in yaptırdığı duanın ardından, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, bakanlar ve konuklarla binanın açılış kurdelesini kesti.

Törene; TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bosna Hersek Halklar Meclisi Başkanı Bakir İzzetbegoviç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, yüksek yargı organlarının başkanları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile 15 Temmuz 2016’da Ankara’da şehit olanların yakınları ve gaziler katıldı.

HABER BURDA

TAKVİM

Ağustos 2018
P S Ç P C C P
« Tem   Eyl »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Send this to a friend