Türkiye’nin İkinci Sondaj Gemisi Yavuz, Akdeniz’e Uğurlandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez Dilovası’ndaki Belde Limanı’nda düzenlenen Yavuz Sondaj Gemisi Uğurlama Programı’nda yaptığı konuşmada, Fatih sondaj gemisinin ardından Türkiye’nin ikinci gemisiyle ayakları yere sağlam basan planlı bir adım daha ortaya koyduklarını söyledi.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığını sorgulayanların hem tarihten hem de hukuktan bihaber olduklarını ifade eden Dönmez, “Biz dün de buradaydık, bugün de buradayız, yarın da yine burada olacağız. Hiçbir güç bu tarihi gerçeği değiştiremez.” diye konuştu.
Dönmez, Türkiye’nin hem kendi kıta sahanlığında hem de KKTC’nin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) verdiği ruhsat alanlarında çalışmalarını aralıksız sürdüreceğini vurguladı.
Türkiye’nin kıta sahanlığıyla ilgili tutumunu açık bir şekilde ortaya koyduğunu ve Birleşmiş Milletler nezdinde kayda geçirdiğini kaydeden Dönmez, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Güney Kıbrıs Rum kesiminin bölge ülkeleriyle yaptığı tek yanlı, Türkiye ve KKTC’nin haklarını gasp etmeye çalışan anlaşmalarının hukuken hiçbir geçerliliği olmadığını ilettik. Bir kez daha ifade edelim ki, Güney Kıbrıs Rum kesimi adanın tamamını ilgilendiren hiçbir konuda karar alamaz, hatta söz sahibi bile olamaz. Ayrıca bölge dışı aktörlerin, kendilerini uluslararası mahkeme ya da karar verici merci yerine koyarak bölgenin sınırlarını belirleme çalışmalarını da hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Akdeniz’de ülkemizin ve KKTC’nin meşru haklarını sonuna kadar savunacağız. Kendi meşru haklarımızdan kaynaklanan sondaj faaliyetlerimize aralıksız devam edeceğiz. Yavuz da milletimizin bu kararlılığını tüm dünyaya bir kere daha gösterecek. Barbaros, Oruç Reis, Fatih ve Yavuz denizlerimizdeki tam bağımsızlığımızın adıdır, Türkiye’nin hidrokarbon faaliyetlerinde kendi öz yeterliliği, gücü ve kabiliyetidir. Denizlerimizde petrol ve doğal gaz neredeyse Fatih ve Yavuz orada olacak. Gün gelecek Akdeniz’de, gün gelecek Karadeniz’de.”

“Kaynaklar adil paylaşılmalı”

Dönmez, Türkiye’nin hiçbir zaman tek taraflı, merkeze kendisini koyup çevreyi yok sayan ve kendi çıkarlarına “aç gözlülükle” ulaşmaya çalışan bir anlayışta olmadığını ve bölgede istikrarı desteklediğini vurguladı.
Türkiye’nin, adanın kaynaklarının her zaman adil paylaşım esasına göre pay edilmesini savunduğunun altını çizen Dönmez, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) adanın tamamına ilişkin hukuksuz kararlarına meşruiyet kazandırmak ve taraftar toplamak için bölge dışı aktörlerin ya da AB’nin arkasına sığınması kendi acziyetini ve düştüğü durumun vahametini göstermektedir. Doğu Akdeniz’de en büyük kıyı şeridine sahip Türkiye’nin ve Kıbrıslı kardeşlerimizin dışarıda kaldığı her denklem başarısızlığa mahkumdur, geleceği muallaktır, sonu hüsrandır. Buradan özellikle, GKRY ile ortaklık kuran bazı bölge dışı aktörleri de bir kez daha uyarıyoruz. Sonu olmayan ve hiçbir sonuca ulaşamayacak olan illüzyonların peşine düşmeyin. Hukuksuz planların parçası olmayın.” uyarısında bulundu.

“Galata Kulesi’nden 36 metre daha uzun”

Dönmez, Türkiye’nin bu alandaki yürüyüşünün sonunda müjdeli haberler alacağını belirterek, Yavuz sondaj gemisinin özelliklerini şöyle anlattı:
“6. nesil ultra derin deniz sondaj gemimiz Yavuz, yaklaşık 230 metre uzunluğa ve 36 metre genişliğe sahip. Sondaj kulesinin yüksekliği deniz seviyesinden yaklaşık 103 metre. Yani Galata Kulesi’nden yaklaşık 36 metre daha uzun. Gemimiz 12 bin 200 metre derinliğe kadar çok yüksek basınç altında dahi sondaj yapabiliyor. Dinamik Pozisyonlama sistemiyle 6 metreye ulaşan dalgalarda dahi sondaja devam edebiliyor. Gemimiz çift kuleli tasarımla hem asıl hem yardımcı işlerin yapılabildiği eş zamanlı operasyona imkan sağlıyor. Her iki kuleyi de sondaj ekipmanlarıyla donattık. Böylece operasyon gücümüzü ikiye katladık.”
Yapılacak bütün operasyonların uluslararası kural ve düzenlemelere göre gerçekleştirileceğini ifade eden Dönmez, şunları kaydetti:
“İş güvenliği standartlarımız en üst düzeyde olacak. Sondaj esnasında çevreye, deniz yaşamına ve canlılara hiçbir zarar vermeyen çevre dostu bir teknoloji kullanacağız. Teknik ve teknolojik üstünlüğünün yanı sıra Fatih gemimizden edindiğimiz ‘know how’ın katkısı ve uluslararası eğitim ve iş becerisine sahip mühendislerimizin özverisi sayesinde Yavuz daha büyük bir özgüvenle denizlere açılmaya tam anlamıyla hazır. KKTC’nin Magosa Körfezi’nde bulunan Karpaz-1 kuyumuzda 3 bin 300 metre sondaj derinliğine ulaşacak olan Yavuz, buradaki çalışmalarını yaklaşık 3 ayda tamamlayacak. Türk ve yabancı yaklaşık 140 personelimiz sondaj boyunca emeklerini ve bilgilerini milletimizin geleceği için ortaya koyacak.”
Konuşmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TPAO personeli ve KKTC’ye teşekkür ederek sonlandıran Dönmez, daha sonra alanda bulunan yetkililerle Yavuz sondaj gemisini uğurladı.

TCG Fatih Fırkateyni eşlik edecek

Türkiye’nin “Milli Enerji ve Maden Politikası” kapsamında, denizlerdeki arama ve sondaj faaliyetlerinin artırılması amacıyla TPAO tarafından satın alınan Yavuz’a Akdeniz’deki seyri sırasında TCG Fatih Fırkateyni eşlik edecek.
Dünya genelinde bu konseptteki 16 gemiden biri olma özelliğini taşıyan Yavuz’da spor ve sinema salonu, dinlenme odaları bulunuyor. Gemide tam zamanlı bir doktorun görev aldığı 4 yataklı mini bir hastane yer alıyor.
Maksimum yatak kapasitesi 210 olan Yavuz’da çalışan Türk personeller genellikle 21 günlük çalışmanın ardından bir haftalık süreyle eve dönüyor. Yabancı personeller ise 28 günde bir izin kullanabiliyor.
Elektrik ihtiyacını 42 megavat kapasiteli dizel yakıtlı jeneratörlerden karşılayan Yavuz’un 7,5 milyon litre yakıt kapasitesi bulunuyor.
Yapımı 2011’de tamamlanan Yavuz, daha önce Tanzanya, Kenya, Malezya ve Filipinler başta olmak üzere farklı ülkelerde görev aldı.

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,

Previous ArticleSONRAKİ HABER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kıbrıs Barış Harekatı’nın 45. yılı nedeniyle KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’ya kutlama mesajı gönderdi.

Kıbrıs Türkü’nü barış ve özgürlüğe kavuşturan 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’nın 45’inci yıldönümünde, Türk Milleti ve şahsım adına Kıbrıs Türk Halkı’nın Barış ve Özgürlük Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutlarım.

Türkiye, Barış Harekâtı’nı, Kıbrıs Adasının eşit sahiplerinden biri olan Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını korumak amacıyla gerçekleştirmiştir. Bu konudaki kararlılığımızı tüm dünya bugün de görmektedir.

Kıbrıs’ı kendi vatanından ayrı tutmayan kahraman Türk ordusunun, Kıbrıs Türkü’nün canı ve güvenliği sözkonusu olduğunda, 45 yıl önce attığı adımı gerekmesi halinde yine atmakta tereddüt etmeyeceğinden kimse şüphe duymamalıdır.

Barış Harekâtı 20 Temmuz 1974’te, uluslararası hukuka uygun bir biçimde, diplomasinin tüm yolları tüketildikten sonra gerçekleştirilmiştir. Kıbrıs meselesinde uluslararası meşruiyet, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da temel ilkelerimizin başında gelecektir.

Kıbrıs’ta olası bir çözüm, ancak Kıbrıs Türkü’nün siyasi eşitliğinin teminat altına alındığı, güvenlik kaygılarının karşılandığı koşullarda gerçekleşecektir. Ada’daki gerçeklerin gereği olan bu hedeften hiçbir koşulda vazgeçilmeyecektir. Türkiye, her halükârda Kıbrıs Türkü’nün refahının, güvenliğinin ve geleceğinin garantisi olmaya devam edecektir.

Ada’nın ve bölgenin zenginliklerinin sadece kendilerine ait olduğunu zannedenler, bugün olduğu gibi gelecekte de, karşılarında Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kararlılığını bulacaklardır. Bu minvalde Türkiye, Ada’da adil ve kalıcı çözümün sağlanması için, Doğu Akdeniz’de gerginliğin değil, barışın hüküm sürmesi için tüm imkânlarını kullanacaktır.

Ekselansları Sayın Mustafa AKINCI

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki dayanışmanın, Türk halkı ile Kıbrıs Türk halkının karşılıklı bağlılığının gücünü sorgulayanlar, ne kadar büyük bir yanılgı içinde olduklarını acı tecrübelerle anlamışlardır. Kıbrıs Türkü, Büyük Türk Milletinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu gerçeği değiştirme hayali içinde olanlar beyhude bir amaç uğruna çabaladıklarını er ya da geç fark edeceklerdir.

Bu duygu ve düşüncelerle, milli davamız uğruna canlarını veren aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi şükran ve saygıyla yâd ediyor, Kıbrıs Türk Halkı’na barış, huzur ve mutluluklar temenni ediyorum..

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Türkiye, dün olduğu gibi bugün de şehit ve gazilerinin fedakârlıkları sayesinde dimdik ayaktadır”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Emniyet Müdürlüğü yeni binası açılış törenine katılarak vatandaşlara hitap etti.

“ÖZEL HAREKÂTÇILARIMIZ, YETİŞEBİLDİKLERİ HER YERDE DARBECİLERE KÖK SÖKTÜRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz FETÖ’nün darbe teşebbüsü sırasında Ankara Emniyet Müdürlüğü hizmet binasının zarar gördüğünü anımsatarak polis teşkilatının 15 Temmuz gecesi vatandaşlarla sırt sırta vererek âdeta tarih yazdığını söyledi.

Polislerin FETÖ’cülerin işgal ettiği yerleri kısa sürede kurtararak darbenin bastırılmasında büyük başarı elde ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özel Harekâtçılarımız, yetişebildikleri her yerde darbecilere kök söktürdüler” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz 2016 gecesi polislerin aslanlar gibi mücadele ettiğinin altını çizerek, “Az önce kendisini dinledik, soyadı Aslan, Turgut Aslan kardeşimiz, bu mücadelede önde gelenlerden bir tanesi oldu. Kendisini buradan dinlerken hâlâ yüreğinden gelen ifadeleri de duydunuz. İşte bizim polisimiz bu. Kendilerine bir kez daha yürekten şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu akşam İstanbul’da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Atatürk Havalimanı’ndaki etkinliklere katılacağını bildirerek Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nin açılışını yapacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çemberlitaş’ta, Çengelköy’de ve diğer yerlerde canlarını hiçe sayan emniyet güçlerimizi de tebrik ediyorum. Özellikle o gece burada, Ankara Emniyet Müdürlüğünde, FETÖ’cülerin her türlü ihanetine, saldırısına direnen tüm yiğitlere ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum” ifadesini kullandı.

“BU GÜZEL BİNA ÖNCELİKLE SİZLERİN FEDAKÂRLIĞININ BİR TİMSALİDİR”

15 Temmuz gecesi darbecilerin hedef tahtasına koyduğu kurumlardan ilkinin emniyet teşkilatı olduğunu belirterek Gölbaşı’ndaki Özel Harekât Başkanlığı ile Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün gece boyu FETÖ’cülerin saldırılarına maruz kaldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ortaya çıkan her görüntü, darbecilerin yok ettiklerini sandıkları her kayıt, o gece burada yaşanan vahşetin boyutlarını bizlere tekrar hatırlatıyor. Bu hainlerin gözlerini, kendi insanına, kendi meslektaşlarına karşı, ‘Vurun, öldürün, acımayın, üzerine sıkın’ diyecek kadar kin bürümüştür. Acımasızca şehit ettikleri şehitleri yerde sürükleyecek, bir de utanmadan onların fotoğraflarını çekecek kadar insanlıktan çıkmışlardı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’cülerin bu kin ve nefretinden Ankara Emniyetimiz de maalesef nasibini aldı. Tanklarla kuşatılan, helikopterlerle taranan, uçakla bombalanan bu bina, oluşan tahribat nedeniyle artık kullanılamaz hâle gelmişti. Ne yaptılar? Sakalımızı kestiler ama kesilen sakal çok daha gür bitti; biz ise onların kollarını kestik, kolay kolay bir daha ayağa kalkamayacaklar. Yeter ki bir olalım, iri olalım, diri olalım, beraber olalım, kardeş olalım, bu işi bitiririz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’un ardından daha modern, donamlı bir hizmet binası için çalışmalara başladıklarını ifade ederek Gölbaşı’ndaki Özel Harekât Başkanlığı binasının da yenilendiğini söyledi.

Ankara’nın bir Selçuklu şehri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nedenle Selçuklu mimarisinin Ankara Emniyet Müdürlüğü binasında hâkim kılındığını, binanın aynı zamanda akıllı bina özelliği taşıdığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu güzel bina öncelikle sizlerin fedakârlığının bir timsalidir. Bu bina, aynı zamanda polisiyle, istihbaratçısıyla, askeriyle, siviliyle 15 Temmuz gecesi FETÖ’cülere karşı verdiğimiz destansı mücadelenin de sembolüdür. Ankara Emniyet Müdürlüğümüz inşallah bu eserin ruhuna ve temsil ettiği değerlere uygun şekilde insanımıza hizmet etmeyi sürdürecektir. Türk demokrasisinin kazanımlarına gerektiğinde canı pahasına sahip çıkan kurumlarımız olduğu müddetçe Allah’ın izniyle hiç kimse bu millete diz çöktüremeyecektir. Milletine ve devletine bağlı askerlerimiz, polislerimiz, istihbaratçılarımız olduğu sürece hiçbir güç bir daha asla 15 Temmuz benzeri işgal girişimlerine teşebbüs edemeyecektir” ifadelerini kullandı.

“DÜNYANIN 34 FARKLI ÜLKESİNDE 78 ŞEHİTLİĞE SAHİP BİR MİLLETİN FERDİ OLMAKTAN DAİMA GURUR DUYDUK”

15 Temmuz gecesi 63’ü polis, beşi asker, 183’ü sivil olmak üzere toplam 251 vatandaşın şehit olduğunu, sadece Ankara Emniyet Müdürlüğü çevresinde 10 kişinin şehit düştüğünü sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere bir kez daha Allah’tan rahmet diledi.

Bakara Suresi’ndeki “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, onlar diridirler, ancak siz bunu bilemezsiniz” şeklindeki ayeti okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizler şehitlerinin hay, yani canlı olduklarına inanan bir dinin mensuplarıyız. Biz şehitleriyle yaşayan, şehitleriyle var olan bir milletiz. Dünyanın 34 farklı ülkesinde 78 şehitliğe sahip bir milletin ferdi olmaktan daima gurur duyduk, gurur duyuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu bize aziz şehitlerimizin mübarek kanlarıyla vatan kılınmıştır. Üzerinde özgürce nefes aldığımız, yaşadığımız, hayatımızı sürdürdüğümüz bu topraklar bize şehit ve gazilerimizin emanetidir. Her karışında bir aslanın yattığı bu topraklar aynı zamanda dünyanın en büyük şehitliğidir. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de şehit ve gazilerinin fedakârlıkları sayesinde dimdik ayaktadır” diye konuştu.

“82 MİLYONUN TAMAMININ ŞEHİT VE GAZİLERİMİZE VEFA BORCU VARDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 82 milyon Türkiye vatandaşının tamamının şehit ve gazilere can borcu, minnet borcu, vefa borcu bulunduğunu ve bu borcu maddiyatla ödemenin mümkün olmadığını dile getirerek, şöyle konuştu: “Hiçbir maddi imkân şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının karşılığı olamaz. Bu borcu ancak bir nebze de olsa şehitlerimizin uğruna canlarını feda ettikleri mukaddes değerlere sahip çıkarak ödeyebiliriz. Onların çarpıştıkları, hatta ölümü göze aldıkları vatan, millet, bayrak, ezan gibi ortak hasletlerimizi yücelterek ruhlarını şad edebiliriz. Biz de çalışmalarımızı işte bu hassasiyetle yürütüyoruz. Ülkemizi ekonomide, güvenlikte, savunma sanayiinde, dış politikada çok daha ileriye taşıyacak adımları atıyoruz. İşte şu anda S-400’lerimizi almaya başladık. Alamazlar dediler, onları bir yerlere yerleştiremez dediler, almanız doğru olmaz dediler ve bugün itibariyle sekizinci uçak da geldi, o da evet içindekileri boşaltmaya başladı. İnşallah Nisan 2020’de son noktayı koyuyoruz. Ve bununla birlikte hava savunma sistemlerimizde dünyada sayılı ülkelerden biri hâline geliyoruz. Şimdi hedef, ortak üretimi Rusya ile beraber yapmak; bunu yapacağız, daha ileri gideceğiz.”

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile millî iradenin önündeki engelleri kaldırarak Türkiye’yi demokrasi liginde zirveye taşımanın mücadelesini verdiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, liyakat, ehliyet ve adalet ilkelerine göre millete ve memlekete sadakat çerçevesinde devletin kurumlarını yeniden yapılandırdıklarının altını çizdi.

“EMNİYET TEŞKİLATIMIZ 15 TEMMUZ ÖNCESİNDEN DAHA GÜÇLÜ BİR KONUMA GELMİŞTİR”

Devleti ve milleti, bünyesine sızmış FETÖ’cü teröristlerden arındırma sürecini 17-25 Aralık girişiminin hemen ardından başlattıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birileri o günlerde FETÖ’nun paçavraları önünde nöbet tutarken, grup kürsülerini FETÖ’nün propaganda aracı hâline getirirken biz meydan meydan FETÖ’nün ipliğini pazara çıkarıyorduk” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden önce emniyet ve yargı teşkilatı içinde FETÖ ile mücadele noktasında önemli adımlar attıklarına dikkati çekerek, Polis Akademisi gibi bir dönem âdeta FETÖ’nün militan yuvası hâline dönüşmüş kurumları aslına uygun şekilde yeniden yapılandırdıklarını, FETÖ’cülerin gizli haberleşme araçlarını kullanan şahısları tespit ederek bu kişilerin emniyet teşkilatıyla bağlantılarını kestiklerini kaydetti.

Emniyet teşkilatından 30 bin 714 FETÖ’cünün ihraç edildiğini, bin 801 kişinin de görevden uzaklaştırıldığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’cülerin temizlenmesiyle ortaya bir boşluk çıkmaması için de gereken tedbirlerin süratle alındığını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, boşluk oluşturulmaması için 2017 yılında 2 bin 854 komiser yardımcısı ve 21 bin 846 polis memuru, 2018 yılında 3 bin 26 komiser yardımcısı ve 25 bin 373 polis memuru, 2019 yılında ise 2 bin 500 polis memurunun göreve başladığını, ayrıca 19 bin 538 çarşı ve mahalle bekçisinin vazife başı yaptığını açıkladı.

“Emniyet Teşkilatımız sadece iç disiplin ve görev bilinci bakımından değil personel sayısı itibariyle de 15 Temmuz öncesinden daha güçlü bir konuma gelmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir Müslüman bir kez ısırıldığı delikten ikinci defa ısırılmaz. Şunu samimiyetle söylüyorum, birileri bunu istismar edebilir: Bizim de geçmiş itibariyle bunlara karşı eksiklerimiz, hatalarımız olmuş olabilir, yine söylüyorum. Ama o delikten bir kez daha sokulmamayı 2010 itibariyle ortaya koyduk ve gereğini de yaptık, yapıyoruz. Basiret ve feraset sahibi olmak, aynı hataları tekrarlamamayı gerektirir” diye konuştu.

“KUŞATICI, KUCAKLAYICI BİR SİSTEMİ ÜLKEMİZE KAZANDIRMANIN GAYRETİNDEYİZ”

Asıl sorumluluklarının FETÖ’yü doğuran ve besleyen ekosistemi yok etmek olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şüphesiz bunun yolu da; şeffaflıktan, ehliyet ve liyakate dayalı bir sistemi inşa etmekten geçiyor. Maalesef ülkemiz geçmişte ayrımcılığın hüküm sürdüğü, bazı kurumların kapılarının toplumumuzun ekseriyetine kapatıldığı dönemler yaşamıştır. Belli bir hayat tarzına, belli bir ideolojiye, dış görünüşe sahip olmayan vatandaşlarımız sırf bu farklılıklarından dolayı ötelenmiş, dışlanmıştır. Kimi yerlerde âdeta kurumsal bir kimlik kazanan bu ayrımcılık, FETÖ’ye de istismar edeceği mümbit bir zemin sunmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Adalet, liyakat, hukuk ve demokrasi sütunları üzerinde yükselen bir yapıyı çökertebilecek hiçbir sinsi güç yoktur. Biz de bu anlayışla devletle millet arasındaki bağları yeniden tahkim ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’ni sadece belli kesimlerin değil 82 milyonun her bir ferdinin sahipleneceği bir devlet hâline getirmeye çalışıyoruz. Hiçbir vatandaşımızın kendini dışlanmış, ötekileşmiş hissetmeyeceği, kuşatıcı, kucaklayıcı bir sistemi ülkemize kazandırmanın gayretindeyiz. Millî iradeyi esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi bu bakımdan siyasi tarihimiz boyunca bu yönde atılmış en büyük adımdır” açıklamasında bulundu.

“GEREKTİĞİNDE CANLARINIZ PAHASINA BU ÜLKENİN BİRLİĞİNİ, BAĞIMSIZLIĞINI KORUMAKLA MÜKELLEFSİNİZ”

Emniyet mensuplarına seslenerek, “Sizler, Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin polislerisiniz. Sizler, gerektiğinde canlarınız pahasına bu ülkenin birliğini, beraberliğini, bağımsızlığını, huzurunu korumakla mükellefsiniz. Sizler ve bizler hep birlikte tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyerek geleceğe yürüyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görevinizi yaparken arkanızda devletin ve milletin, elbette bunların temsilcisi olan Cumhurbaşkanının bulunduğunu lütfen unutmayınız” hatırlatmasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görev başında bulunan tüm polislere teşekkür ederek Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasının hayırlı olmasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşleyen’in yaptırdığı duanın ardından, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, bakanlar ve konuklarla binanın açılış kurdelesini kesti.

Törene; TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bosna Hersek Halklar Meclisi Başkanı Bakir İzzetbegoviç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, yüksek yargı organlarının başkanları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile 15 Temmuz 2016’da Ankara’da şehit olanların yakınları ve gaziler katıldı.

HABER BURDA

TAKVİM

Haziran 2019
P S Ç P C C P
« May   Tem »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Send this to a friend